Hamilelikte Cinsiyet Belirleme Yöntemleri

admin - 22 Kasım 2010

Yanlızca türk insanları değil, diğer ülkelerin insanları da uzun zamanlardan beri doğacak bebeğin cinsiyetini tahmin edebilmek için çeşitli önerilerde bulunmuşlardır.

Toplayabildiğimiz ve bildiğimiz kadarıyla bu önerileri aşağıda belirttik:

Not: hayal kırıklığına uğramamanız için bu bilgileri yanlızca eğlence amaçlı kullanın.

‘Ye Acıyı Doğur Hacıyı’ ; :-))
hamile iken canı acı yemek isteyenin oğlu olurmuş…
‘Ye tatlıyı doğur atlıyı, ye ekşiyi doğur Ayşe’yi…’ ; :-))
Bir Anadolu atasözüymüş…
 
 
Anne adayının  karnı yumurta gibi büyürse bu bebegin ERKEK olacağı, eger yana dogru yayılırsa KIZ  olacağı anlamına gelirmiş.
 

Erkek bebek olacaksa anne adayının karnı sivri, kız olacaksa daha yuvarlak ve büyük olurmuş…
Baba adayı gebelik boyunca anne adayıyla birlikte kilo alırsa, bu bebeğin ERKEK olacağı anlamına gelir.

Anne adayı gebelikte “güzelleşirse” bebek ERKEK olacaktır, çünkü kız çocukları annelerinin güzelliklerini alırlar.

Gebelikte anne adayının canı daha çok tatlı şeyler çekerse KIZ bebek, tuzlu şeyler çekerse ERKEK bebek olacağına delalet eder.

ERKEK olacak bebek karında daha aşağıda, KIZ olacak bebek ise daha yukarıda durur.

KIZ bebek olduğunda anne adayının kiloları daha çok kalça ve basende birikir, ERKEK bebekte ise bu birikme göbek kısmındadır.

Gebelikte anne adayının göğüs bölgesi iyi gelişirse bu bebeğin KIZ olacağı anlamına gelir.

ERKEK olduğunda anne adayının canı daha çok et ve peynir gibi besinler isterken, KIZ olduğunda meyveyi daha çok ister.

Anne adayının idrar rengi açık sarıysa bu bebeğin ERKEK olacağı, koyu sarıysa KIZ olacağı anlamına gelir.

Anne adayının gebelik boyunca ayakları üşüyorsa bu bebeğin ERKEK olacağı anlamına gelir.

Anne adayının bacak kılları gebelikte daha hızlı büyümeye başladıysa bu bebeğin ERKEK olacağı anlamına gelir.

Erken gebelik döneminde aşırı bulantı kusma olduğunda bu bebeğin “saçlı” olduğu (KIZ olduğu) anlamına gelir.

Anne adayının gebelikte burnu büyüdüyse bu doğacak bebeğin ERKEK olacağı anlamına gelir.

Not: alıntı


Etiketler :, , , , , , , , , ,

Suda Doğum

admin - 5 Ekim 2010

Su altında doğumda amaç, kişilerin streslerinin azaltılması ve kaslarının mümkün olduğunca gevşetilmesidir.
Suda doğum yaptıran hekimler ılık suyun sakinleştirici ve ağrı giderici etkileri olduğunu ve bu etkinin gebenin kendisini daha rahat hissetmesine ve doğumun daha kolay geçmesine yardımcı olduğunu ileri sürmektedirler.

 

 

Tarihçe
İlk su altı doğumu bir tesadüf sonucu, 1803 yılında Fransa’da yaşayan bir kadın tarafından kendi başına (hekim yardımı olmaksızın) gerçekleşmiştir.

1960′lı yıllarda ilk defa eski Sovyetler Birliği’nde Igor Charkovshy bu konuda deneme çalışmalarına başlamış, Onu 1978-1985 yılları arasında Fransa’da yaşayan Dr. Michel Odent izlemiş ve su altında pek çok doğumu gerçekleştirmiştir.

Suda doğum uygulamaları daha sonraları bir ara güncellik kazansa da belirli bölgeler dışında yaygınlaşmamıştır. Günümüzde eski Sovyet Cumhuriyetleri, İngiltere ve Fransa’nın bir kısmı ile Amerika Birleşik Devletlerinde sınırlı sayıda klinik ve hastanelerde uygulanmaktadır.

1994-1996 yılları arasında İngiltere’de gerçekleşen doğumların %0.6′sı suda olmuş ve bu doğumların da %9′u evde ebe yardımı ile gerçekleşmiştir. Bu doğumlarda bebek ölüm oranı binde 1.2 olup istatistiksel olarak normal doğumdan farklı değildir.

Suda doğum nasıl gerçekleşir?
Tam teşekküllü hastanelerin bazılarında suda doğum için özel olarak hazırlanmış küvetler mevcuttur. İdeal olarak 37 santigrad dercede su içine gebe ve hekimin özel ekipmanlar ile girerek doğumun gerçekleşmesi sağlanmaktadır.

Burada suyun çok sıcak olması durumunda anne adayının kan dolaşımında değişim olabilir ve ani tansiyon düşüklüğü ile plasentaya giden kan akımlarında azalmalar yaşanabilir. Bu da hem anne adayını hem de bebeği risk altına sokabilir. Ayrıca suda uzun süre kalınması durumunda anne adayında terlemeye bağlı sıvı kaybı da görülebilir.

Suda doğumun avantajları nelerdir?
Teorik olarak en büyük avantajı; ılık suyun kasları gevşetmesi, zihinsel rahatlık sağlaması ve bu sayede plasentaya giden kan akımının artarak daha az ağrılı ve daha kısa bir doğum sürecinin yaşanmasıdır. Diğeri ise 38 hafta boyunca suda gelişen fetüsün yine sıvı bir ortamda yaşama adım atacağı düşüncesidir.

Suda doğumun dezavantajları nelerdir?
Gebenin “travay” yani ağrı eylemi sırasında bebeğin NST (Eksternal tokografi) ile kalp atımlarının izlenememesi bir dezavantajdır.

Yine, bebeğin göbek kordonunun kısa olması gibi durumlarda aniden su yüzüne çıkan kordon kopabilir ve bebek kan kaybedebilir. Bu da kan transfüzyonu gereksinimini arttırabilir.

Sonuç olarak…
Konuyla ilgili yapılan ve normal doğum ile suda doğumu karşılaştıran pek çok araştırmalarda yarar veya zarar etkisi açısından her iki doğum şeklinin birbirine karşı çok üstün avantaj ya da dezavantajları bulunmamakla birlikte, suda doğum özellikle son yıllarda pek çok çift tarafından tercih edilen alternatif bir doğum yöntemi haline gelmiştir..

Bu konuda hekim tecrübesi, hastane koşulları ve çiftlerin görüşleri ortak olarak değerlendirilmeli ve karar bu yönde şekillendirilmelidir.

Not: Ankara/ Cebeci’deki Zekai Tahir Burak Hastanesi’nde (Büyük Doğumevi) 2006 yılı başı itibari ile suda doğum ünitesi açılarak -dileyen hastalara hizmet vermek üzere- hizmete girmiştir.


Etiketler :, , , ,

Sezaryan Doğum

admin - 5 Ekim 2010

Günümüzde anestezi yöntemlerinin iyileşmesi, sterilite ve enfeksiyon problemlerine karşı güçlü antibiyotiklerin bulunması, ameliyat dikiş materyallerindeki gelişmeler ve cerrahi tekniklerin ilerlemesi sonucunda sezaryen ameliyatları son derecede güvenli ve kolay bir işlem haline gelmişlerdir.
 
Sezaryen hastanın isteğine bağlı yapılabileceği gibi bazı tıbbi zorunluluklar karşısında da yapılabilir. Bu tıbbi zorunluluklar, anne veya bebeğe bağlı olabileceği gibi gebeliğin kendine has özel durumlarına da bağlı olabilir.

Yine yapılacak olan sezaryen ameliyatı, gebeliğin seyrine göre değişik gebelik haftalarında olabilir. Genel olarak amaç anne ve bebek açısından en uygun zamanı yakalamaktır.

İsteğe bağlı (elektif) sezeryen: Ülkemizde, özellikle son senelerde hastanelerdeki isteğe bağlı sezaryen oranları gün geçtikçe artmaktadır.

Burada herhangi bir tıbbi gereklilik olmaksızın, anne-baba adaylarının tercihleriyle, bebek gününü doldurduktan sonra (38. hafta sonrası), kararlaştırılan bir günde sezaryenin uygulanmaktadır.

İsteğe bağlı sezaryenlerde en sık karşılaşılan neden anne adayının normal doğumdan korkması, uzun sürebilecek olan eylemi çekmek istememesi, bebeğini en ufak bir risk altına sokmak istememesi ile normal doğumun uzun dönem sonrası olumsuz etkilerinden (rahim ve mesane sarkmaları gibi) kaçınma isteğidir.

Bebeğin rahim kanalına başla ilerlememesi: Bebeğin doğum kanalına yan, makat veya çapraz olarak gelmesi normal doğumda problemler yaratabilir.

Normalde tüm gebeliklerin %95’inde bebek başla ilerlerken, diğer durumlar %5 oranında görülür. Bu tür durumlarda bebeği riske atmamak için pek çok hekim tarafından sezaryen uygulanmaktadır.

Plasenta (eş) kısmının rahim ağzını tamamen kapatması: Bu durumda bebeğin doğum kanalında ilerlemesi kanamaya bağlı problemler yaratacak ve hem anne hem de bebek hayatını riske atacaktır.

Plasentanın (eş kısmının) erken ayrılması: Plasentanın bebeğin doğumundan önce rahim duvarından ayrılmasına “ablasyo plasenta” ya da “plasental dekolman” adı verilir. Böyle bir durumda bebeğe oksijen ve besin kaynaklarının akışı bozulur. Kanamaya bağlı anne ve bebek hayatının riske girdiği için bu durumda acil olarak bebek doğurtulmalı yani (çoğunlukla) sezeryan ameliyatı uygulanmalıdır.

Makrozomi (İri Bebek): Ultrasonda bebeğin tahmini ağırlığının normalden fazla olması durumudur. Özellikle ilk gebeliklerde, doğuma yakın zaman içinde bebeğin tahimi ağırlığının 4000 gramdan fazla olarak saptanması durumunda, bebek normal doğum riskine atılmayarak direkt olarak sezaryen planlanabilir.

Bebeğin kafası ile anne adayının kemik yapıları arasında uyumsuzluk (Sefalopelvik uygunsuzluk):
Bu durum halk arasında ‘çatının dar olması’ olarak adlandırılmaktadır. Annenin kalça kemiğinin anatomik yapısı ve bebeğin başının bu bölgeye uygunluğu doğum şeklinin kararını etkiler. Kalça kemik çatısının dar olduğu veya çatının normal olmasına rağmen bebeğin kafa çapının geniş olduğu durumlarda yine seçilecek olan yöntem sezaryendir.

Çoğul gebelikler: Şart olmamakla bu tür gebeliklerde sezaryen tercih edilir. Özellikle üç ya da daha fazla sayıda bebek varsa vajinal doğumdan kaçınılır.

İkiz gebeliklerde ise önde gelen bebeğin makat geliş arkadakinin ise baş geliş olması durumunda ilk bebeğin gövdesi doğduktan sonra arkadaki bebek ile kafaları kilitlenebileceğinden bu durum mutlak bir sezaryen gerekliliğidir.
Günümüzde tüp bebek gibi “yardımcı üreme teknolojileri”nin artması çoğul gebeliklerde artışlara sebep olmuştur.

Bebekle ilgili bazı anormallikler: Bebeğin doğum kanalından geçmesini olanaksız kılan yapısal bazı anormalliklerin varlığında da sezaryen gerekliliği olabilir. Bu durumun en önemli örneği bebeğin karın duvarının kapanmadığı ve iç organlarının dışarıda olduğu “gastroşizis” ve “omfalosel” durumlarıdır. Vajinal doğum olduğunda bu organlarda ciddi zedelenmeler meydana gelir.

Bazı iskelet sistemi hastalıkları ile nöral tüp defekti gibi durumlarda da sezaryen gereklidir. Yapışık ikiz (siyam ikizleri) varlığında da sezaryen uygulanır.

Rahimdeki myomlar: Doğum kanalını daraltarak vajinal doğumu olanaksız hale getirebilirler.

Ikınmanın riskli olduğu durumlar: Bazı durumlarda anne adayının doğum sırasında ıkınması kendi sağlığını tehlikeye atabilir. İleri derecede kalp hastalıkları ve astım bronşiale bu durum için en güzel örneklerdir.

Benzer şekilde beyin anevrizması gibi problemlerde de ıkınma sakıca yaratacağından sezeryen tercih edilir.

Annede herpes enfekiyonu: Anne adayında aktif genital herpes enfeksiyonu varlığında bebek doğum kanalından geçerken enfeksiyonu kapabilir. Bu oldukça riskli bir durumdur. Aktif genital herpes varlığında vajinal doğum asla düşünülmez.

Genital siğil: Dev kondilomlar (genital siğil) varlığında da vajinal doğumdan kaçınılır. HPV enfeksiyonuna bağlı genital siğiller yenidoğan bebekte “laringeal papillomatozis” adı verilen bebeğin gırtlak kısmında karnıbaharımsı çıkıntılara yol açarak ciddi bir takım sıkıntılar yaratabilir. Sezaryan tercih edilmesi gereken bir durumdur.

Annenin önceden geçirdiği bazı ameliyatlar: Daha önceden geçirilen sezaryen, myomektomi (rahimden myom alınması), bel fıtığı veya vajinal ameliyatlar nedeni ile sezeryen gerekebilir.

Vajinismus veya doğum korkuları: Vaginismus cinsel ilişki sırasında vajenin istemsiz kasılmaları ile karakterize bir durumdur. Genelde histerik yapıdaki bu kadınlarda vajinal muayene ile doğumu izlemek mümkün değildir. Anne adayının normal doğumdan aşırı korktuğu veya muayeneyi tolere edemediği durumlarda da hiçbir tıbbi gereklilik olmaksızın sezaryen yapılabilir.

Bebeğin sıkıntıya girmesi: Doğum eylemi (travay) izlemi sırasında veya daha öncesinde yapılan NST incelemelerinde bebeğin sıkıntıda olduğunu düşündüren bulguların varlığında acil sezaryen gerekli olabilir. Bebeğin rahim içinde gelişme geriliği durumunda sıkı gebelik izlemine gerek vardır. Bebeğin sıkıntısının daha da artması acil sezaryeni gerektirebilir.

Amniyon sıvısının mekonyumlu olması : Bebeğin barsak içeriğine (dışkısına) “mekonyum” denir. Bebeğin doğum eylemi (travay) sırasında mekonyumunu yapması sıkıntıda olduğunu gösterir.

Eğer bebek mekonyumunu yutarsa doğum sonrası akciğer enfeksiyonu gelişebilir. Bu nedenle amniyon sıvısında mekonyum saptandığında şart olmamakla birlikte sezaryen tercih edilebilir.

Doğum eyleminin (travayın) ilerlememesi: Rahim kasılmaları düzenli ve güçlü olmasına rağmen rahim ağzının açılmaması veya bebeğin kafasının aşağıya inmemesi durumlarında sezaryen gerekliliği ortaya çıkar.

Eylemin ilerlememesinde en önemli neden bebeğin kafasının doğum kanalına uygun şekilde girememesidir. Zaman zaman eylem normal olması gereken şekliyle ilerlerken bebeğin kafası doğum kanalının ortasında takılabilir. Bu durumda da sezaryen gerekir.

Kordon sarkması veya kordonun önde gelmesi: Amniyon kesesi açıldığında bebeğin göbek kordonu rahim ağzından dışarıya sarkabilir, bu duruma “kordon sarkması” denilir. Son derece acil olan bu durumda kordon sıkışarak bebeğe giden kanın kesilmesine ve bebeğin ölmesine neden olabilir.

Kordon sarkması varlığında bir kişi elini annenin vajenine sokarak kordonu rahim içine iter ve bu vaziyette ameliyat odasına gidilir. Bebek tamamen doğana kadar kişi elini vajinadan çıkarmaz.

Kordon, su kesesi açılmadan elle muayenede önde geliyorsa bu duruma “kordonun önde gelmesi” denir. Yine yapılacak işlem sezaryen operasyonudur.

Bazı durumlarda ise doktor anne adayına özellikle sezeryen önerebilir. Gebeliğin çok zor elde edildiği ya da ikinci bir gebelik şansının düşük olduğu ileri anne yaşı, gebeliğin tüp bebek sonrası oluşması gibi durumlarda normal doğumun bebeğe yüklediği risklerden kaçınmak ve bebeğin sağ olarak dünyaya gelmesini garanti altına almak için sezaryen tercih edilebilir.

Eskiden literatürümüzde “kıymetli bebek” olarak geçen bu durum, daha sonra bu terimin anlamsızlığı nedeniyle terk edilmiştir. Her ne olursa olsun tüm bebekler kıymetlidir kıymetsiz tek bir bebek bile olamaz.


Etiketler :, , , , ,

Normal Doğum

admin - 5 Ekim 2010

Normal doğumda anne ve çocuğun doğum sürecini kişisel yapılarına uygun olarak yaşamalarına imkan veriliyor. Çoğu zaman uzun süren ‘açılma’ sürecinde annenin mümkün olduğunca serbestçe hareket etmesine ve kendi ihtiyacına uygun olarak dinlenmesine imkan verilir. Anneye doğumu kolaylaştıracak, doğum ipi, ‘Pezzi’ jimnastik topları gibi bir dizi yardımcı araçlar sunulur. 
 Doğum yapacak annenin yanında getirdiği yakını, onu masaj ve teskin edici sözlerle destekleyebilir. Anne, çocuğunu doğurma anında, doğum pozisyonunu serbestçe seçebilir. Bugün artık genelde dik pozisyonlarda doğum tercih ediliyor. Bu doğum şeklinde, bebeğin, döl sıvısının ve rahmin ağırlığı, rahim ağzının açılmasına yardımcı olur. Genelde sancılar daha etkin oluyor ve bebeği daha hızlı aşağıya doğru itiyor. Ayakta durarak, oturarak, çömelerek veya diz çökerek annenin ıkınmaya daha fazla kuvveti oluyor ve daha kolay nefes alıyor. Çocuk da daha rahat oksijen alıyor. Normal doğumda, mümkün olduğunca az ilaç kullanılmaya çalışılır. Gerekli nefes alma tekniği sayesinde, anne sancıları ‘nefesle’ azaltma imkanına sahiptir. Doğum hazırlık kursunda bu teknik sık sık tekrarlanır. Yardımsever bir ebe, size bunu doğum sırasında da yaptırır. Rahatlama teknikleri annenin sancılar arasındaki sürede tekrar güç toplamasına yardımcı olur.

Yumuşak doğum
Yumuşak’ ve ‘tabii’ doğum sözcükleri, sanki bunlar eşanlamlıymış gibi birçok zaman birlikte kullanılıyor. Ama bu kelimeler birbiriyle alakalı değil. Yukarıda anlatıldığı gibi doğum tabii seyrine bırakılmaya çalışılıyor. Yumuşak doğumda ise öncelikli olarak, çocuğun doğum sonrası durumu önemlidir. Çocuğun hemen doktor müdahalesine ihtiyacı yok ise, bugün artık neredeyse bütün hastanelerde bebek ‘yumuşak’ muamele görür. Doğum odası özellikle sıcak tutulur, sıcak kırmızı tonlarda ve kısık bir ışıklandırma kullanılıyor. Bebek önce annenin karnına yatırılıyor. Göbek bağı hemen kesilmiyor. Sıcak bir banyodan sonra bebek hemen emzirilebilir. Doğumdan sonra bebek annenin odasında kalır ve ihtiyaç duyuldukça emzirilir. Belirli bir emzirme ritmi belirlenmiyor.


Etiketler :, , ,

GEZİNTİ VE TAŞIMA İHTİYAÇ LİSTESİ

admin - 1 Eylül 2010

Pusetler

  • Baston çoccuk arabası; Katlandığında şemşiye şeklini alan, maksimum ağırlığı 15 kg geçmeyen bebekler için kullanılabilen, hafif ve pratik pusetlerdir.
  • Klasik pusetler; Sapının yönü değiştirilebilen yani çift taraflı kullanılabilen, koltuğu tam yatar, geniş, döner tekerlekli, tentesi hareketli, ön bar ve tablası olan tipler tercih sebebi olmalıdır. Bu tip pusetler yaklaşık 18 kg ağırlığında olan bebekler için kullanılır.
  • Çok fonksiyonlu pusetler; Klasik pusetin tüm özelliklerine sahip ayrıca pusete monte edilebilen bebek taşıma/araba koltuğu olan ve binek arabasına oto koltuğunun monte edildiği kasası pusetlerdir. Bu tip pusetler yaklaşık 18 kg ağırlığında olan bebekler için kullanılır.
  • Üç tekerlekli pusetler; Avrupa ve Amerika da çok yaygın olan, özellikle spor – jogging- yapan annelerin tercih ettiği tiplerdir. Kolay katlanır ve araba bagajına sığabilecek boyda olmasına dikkat edilmelidir.

 Taşıyıcılar

  • Kanguru; Bebek 1,5 aylık olduğundan itibaren kullanılmaya başlanır.
  • Port bebe; Bebek doğduğundan itibaren kullanılır.
  • Malzeme çantası; Bebeğin eşyalarının içine rahatlıkla sığabileceği şekilde olmalıdır.
  • Sırt taşıyıcı

 Ana kucağı ve diğer

  • Titreşim ve müzikli ana kucağı
  • Sallanan ana kucağı
  • Tekerlekli ana kucağı

 Araba güvenlik ürünleri

  • Araba koltukları; 10-18 kg ‘a kadar bebekler için dizayn edilmiş araba koltuğu
  • Oto emniyet kemeri; Araba koltuğunu otomobilinize monte edebilmeniz için arabanızda muhakkak emniyet kemeri olmalıdır.
  • Oturma şilteleri; 16-36 kg arası çocuklar için dizayn edilmiş oturma şilteleri tipleri vardır.
  • Bebek için dikiz aynası ve aparatı
  • Seyahat sağlık seti
  • Güneşlik; Hem otomobil hem de bebek odası için

 Emekleme başlarken gerekenler

  • Park; Bebeğin içinde oynaması, uyuması için kullanılan, katlanabilir
  • Yürüteç
  • Hoppala
  • Salıncak

Etiketler :, , ,

BAKIM İHTİYAÇ LİSTESİ

admin - 1 Eylül 2010

Bebeğin genel bakımı için gerekenler

  • Alt değiştirme ve bakım yatağı
  • Bebek bezleri; Bebeğin boyuna ve kilosuna uygun
  • Islak mendil
  • Pişik kremi; Pişik oluşumuna karşı korur, cilt kızarıklıklarının geçmesine önler.
  • Vücut termometresi
  • Burun aspiratörü; Burun deliklerinde biriken mukozayı çeker, temizler.
  • Temizleme pamuğu
  • Kulak çubuğu
  • Nemlendirici Krem; Cildin kurumasını önleyen özelliklerde olmalıdır.
  • Fırça tarak seti
  • Tırnak makasları
  • Göbek bağı bandı
  • İlaç kaşığı; Bebeğe ağzına uygun büyüklükte olmalıdır.
  • Temizleme havluları

 Bebeğin banyosu için gerekenler

  • Şampuan; Bebeğin saç derisine uygun
  • Sabun; Gözleri yakmayan
  • Küvet ve filesi
  • Küvet için ayak
  • Bebek banyo süngeri
  • Banyo termometresi; Banyo su ısısını kontrol etmek için
  • Yüzebilir oyuncak
  • Bornoz veya başlıklı havlu
  • Alt değiştirme banyo aparatı
  • Kirli çamaşır torbası

 Bebeğin tuvalet eğitimi için gerekenler

  • Oturak
  • Alıştırma külodu

 

EV VE BEBEĞİN YATAK ODASI İHTİYAÇ LİSTESİ 

Bebeğin Yatak Odası İçin Gerekenler

  • Şifonyer
  • Dolap
  • Karyola; Yanları yüksek
  • Yatak şiltesi
  • Yatak şilte koruyucusu
  • Yorgan Takımı; Yorgan, yastık, kenar minderleri
  • Cibinlik
  • Battaniye, pike
  • Nevresim takımı
  • Çarşaf
  • Lamba
  • Oda termometresi
  • Telsiz – Bebefon
  • Oda nemlendiricisi; Çocuklarda kuru havadan dolayı oluşan burun tıkanıklığı önler.
  • Dönence
  • Oyuncak sandığı

Etiketler :,

BESLENME İHTİYAÇ LİSTESİ

admin - 1 Eylül 2010

  Bebeği biberonla beslemek için gerekenler  

  • Plastik biberonlar; 125ml ve 250ml. Kaynatılabilir, sterilize edilebilir, kaynatıldığında su ve ısıdan etkilenmez ve şekli bozulmaz. Plastik biberonlar iki titir. Klasik, yeniden kullanılabilenler ve daha yeni olup bebeğin hava yutmasını engelleyen biberonlar.
  • Cam Biberonlar; 125 ml ve 250 ml.  Ani ısı değişikliklerine dayanıklı sağlıklı cam biberonlardır. Cam biberonları temizlemek daha kolaydır ama çabuk kırılırlar ve anne sütü vermek için kullanılmazlar.
  • Biberon emzikleri; Kaynatılabilir, sterilize edilebilir, kaynatıldığında su ve ısıdan etkilenmez ve şekli bozulmaz olmalıdır. Kullanılan madde bakımında kauçuk ve silikon olmalıdr. Biberon ağızlıklarının şekli damak yapısına uygun olanlar ve delik çapı farklı olanlar vardır. Delik çapı farklı olanlar; mama vermek ve küçük bebekler için küçük delik, meyva suyu vermek için büyük delik olanları tercih edilir.
  • Biberon ısıtıcısı; Pompa ile çekilmiş anne sütünü, sütlü mamayı, sütlü içecekleri ve bebek mamalarını ısıtmanın hızlı ve güvenli yoludur.
  • Biberon fırçası; Biberon ve emziklerin temizlenmesinde kullanılır.
  • Biberon taşıyıcısı; Biberonları bir süre sıcak veya soğuk tutmaya yarar. Özellikle seyahatlerde oldukça faydalıdır
  • Biberon mixeri; Bebek mamasını biberon içinde karıştırmak ve hazırlamak için kullanılır.
  • Cam ölçüm kabı; Mama miktarını ölçmek için kullanılır.
  • Sterilizatör; Yoğun ısısı ile biberon ve emziklerdeki bütün mikropları kısa sürede öldürür.
  • Sebze Haşlayıcısı; Sterilizatör özelliğinin yanı sıra, bebekler için buharla sebze haşlayabilirsiniz.

  Emzik ve aksesuarları

  • Emzik ve koruyucu kutusu; Hava çıkışlı, sterilize edilebilir ve kaynatılabilir olmalıdır. Kauçuk ve silikon ayrıca standart ve ortodontik damaklı tipleri mevcuttur.
  • Emzik Bandı veya Emzik Zinciri; Bir ucu bebeğin yakasına iliştirilen emzik bant veya emzik zincirleri bebeğin emziğinin yere düşerek, kirlenmesini ve kaybolmasını önler.
  • Diş kaşıyıcı; Dişleri kaşımayı sağlayarak bebeği rahatlatır.
  • Soğutucu Dişlikler; Diş çıkartmanın verdiği sancıyı hafifletir ve diş etlerindeki harareti alır.

 Besin maddeleri

  • Toz mamalar; Proteini anne sütüne yakın Başlangıç Mamaları
  • Katı gıdalara geçişle birlikte gereken besin ve malzemeler
  • Kavanoz mamalar
  • Bisküviler
  • Ek gıdalar
  • Mama tabağı
  • Mama kaşığı; Bebeğin kolayca tutabileceği büyüklükte olmalıdır
  • Çatal kaşık bıçak seti
  • Alıştırma Bardağı; Devrilmeyen, bebeğin kendi başına sıvı gıdaları içebilmesini sağlar.
  • Mama sandalyesi; Yüksekliği ayarlanabilir, koltuk sırtı yatırılabilir, tekerlekli veya masaya monte edilebilir.
  • Önlük

Etiketler :, ,

Bebek İhtiyaç Listesi

admin - 1 Eylül 2010

GİYİM İHTİYAÇ LİSTESİ               3′aya kadar

Giyisiler                           Adet    Açıklama

Pamuklu Zıbın                 6           

Body’ler                           6           

Bebek Takımları             6          Alt ve üst ayrı giyilen, günlük ev içi giyim

Dışarı çıkış giyisileri       4           

Pijama                              2           

Patik ve Çorap                6           

Şapka                               1-3       Ev için ince, penyeden

Eldiven                             2          Ev için ince, penyeden ilk


Etiketler :, , , , ,

Merak Ettiğiniz Tüm Yönleriyle Tüp Bebek Tedavisi

admin - 20 Ağustos 2010

Anne ve baba olmak her kadın ve erkeğin hayali. Ancak bu hayali gerçekleştirmek her çift için çok kolay değil. Günümüzde 6 çiftten biri kısırlık tehdidi ile karşı karşıya. Bu çiftlerin önemli bir bölümünün umudu ise tüp bebek yöntemi. Bu metotla ilgili Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Direktörü Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu merak edilen soruların yanıtlarını veriyor.
Aşılama tedavisi nedir?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Aşılama olarak da bilinen intrauterin inseminasyon tedavisi çocuğu olmayan çiftlere uygulanan en yaygın tedavilerden biridir. Aşılama tedavisi sperm sayısı, yapısı ve hareketliliği normalin altında olan hastalara uygulanır. Aşılama tedavisi uygulanmadan önce erkekten alınan meni örneği sayı, hareket, yapı ve antisperm antikorları yönünden detaylı olarak incelenir. Kadın eşin ise tüplerinin açık olup olmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Bu işlemden önce kadın eşin yumurtalıklarının uyarılması için ilaç kullanabilir. Bu uygulama ile çoğul gebelik ihtimali artar. Kadın eşe ilaç kullandığı süre içinde ultrasonografik incelemeler yapılarak yumurta gelişimi izlenir ve yumurtanın içinde bulunduğu folikül adı verilen kesenin çapı 18-20 mm’ye ulaştığında hCG enjeksiyonu (folikülün çatlamasını sağlayan iğne) yapılır. Bundan 34-38 saat sonra aşılama yapılır. Uygulamanın yapılacağı gün erkekten alınan meni özel yöntemlerle hazırlanarak hareketliliği ve yapısı iyi olan spermlerden zenginleştirilir. Aşılama yapılırken meninin hazırlanmadan kullanılması sakıncalıdır. Bu durum kadında alerjik reaksiyonlara, enfeksiyonlara ve ağrıya neden olabilir. Hazırlanan örnek özel katater aracılığı ile anne adayının rahmine verilir. Düzenli adet gören, tüpleri açık olan, endometriozis hastalığı olmayan ve 35 yaşın altında olan kadınlarda başarı daha yüksektir. Aşılama ile gebelik şansı her uygulamada % 15-20 civarındadır.
Tüp bebek tedavisi nedir?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Tüp bebek tedavisi yumurtalıklardan alınan yumurtaların erkek eşten alınan spermler ile vücut dışında döllenmesi ve elde edilen embryoların anne adayının rahmine transfer edilmesidir.
Kimler tüp bebek tedavisine ihtiyaç duyar?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Tüp bebek tedavisi ilk kez 1978 yılında Dr. Edwards ve ekibi tarafından İngiltere’de uygulanmıştır. Bu tedavi yöntemi ilk dönemlerde tüplerinde (yumurtalık kanallarında) tıkanıklık nedeni ile çocuk sahibi olamayan kadınlara uygulanmıştır. Günümüzde endometriozis, antisperm antikorlarına bağlı immunolojik infertilite, erkeğe bağlı infertilite ve nedeni bilinmeyen infertilite vakalarında da tüp bebek tedavisi başarı ile uygulanmaktadır.
Tüp bebek tedavisinin basamakları nelerdir?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Tüp bebek uygulaması dört basamaktan oluşur;
   - Yumurtaların geliştirilmesi; yumurtalıkların uyarılması için hormon ilaçları kullanılır ve fazla sayıda yumurtanın olgunlaşması sağlanır.
   - Yumurtaların toplanması; ultrasonografi eşliğinde ve lokal anestezi ile yumurtalar toplanır.
   - Yumurtaların laboratuvarda döllenmesi; elde edilen yumurtalar ile erkek eşten elde edilen sperm laboratuvar koşullarında özel besiyerleri içinde biraraya getirilir.
   - Embryoların anne adayının rahmine transfer edilmesi; oluşan embryolar ince bir kateter aracılığı ile anne adayının rahmine transfer edilir.
Yumurtalıkların ilaçlarla uyarılarak fazla sayıda yumurta elde edilmesinin faydaları nelerdir?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Yumurtalıklarda fazla sayıda yumurta geliştirildiğinde fazla sayıda embryo elde edilebilir. Oluşan embryoların içinden en iyi kalitede olanlarının seçilerek anne adayına transfer edilmesi ile gebelik şansı artar.
Yumurtalıkların uyarılması için uygulanan tedavinin yan etkileri nelerdir?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Enjeksiyon yerinde hafif bir tahriş görülebilir. Geçici ateş ve eklemlerde ağrı çok nadir olarak görülen yan etkilerdir. hMG ve FSH tedavisine bağlı görülen en önemli yan etkiler çoğul gebelik ve hiperstimülasyondur (yumurtalıkların fazla uyarılmasıdır). hMG tedavisi ile gebe kalan kadınların %25’inde çoğul gebelik görülür. Bu gebeliklerin çoğu ikizdir, nadir olarak üçüz veya dördüz gebeliklerde görülebilir. Çoğul gebeliklerde düşük, erken doğum, yüksek tansiyon gibi problemler daha sık görülür. hMG kullanıldığında görülen çoğul gebelik ve hiperstimülasyon riski iyi klinik takip ile azaltılabilir. hMG tedavisi sırasında ultrasonografik inceleme ve hormon takipleri ile yumurta gelişimi izlenmelidir.
Yumurtaların gelişimi nasıl izlenir?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Bunun için uygulanan en güvenilir yöntemler gelişen folikül çapının ve beraberinde rahim içi kalınlığın ultrasonografi ile ölçülmesi ve kandaki östradiol hormon düzeylerinin belirlenmesidir
Yumurtalar nasıl toplanır?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Tüp bebek uygulamaları ilk başladığı dönemlerde yumurta toplama işlemi laparoskopik olarak gerçekleştirilirdi. Günümüzde yumurtalar çok daha basit bir işlem ile vajinal ulrtrasonografi eşliğinde toplanır. Ultrasonografi eşliğinde yapılan yumurta toplama işleminde genel anesteziye gerek yoktur. Hastaya ağrı kesici ve lokal anestezi verilir. Ultrason probuna yerleştirilen bir iğne aracılığı ile vajinal yoldan yumurta toplama işlemi gerçekleştirilir. Bu işlem sırasında hastalar hafif bir rahatsızlık veya kısa süren bir ağrı hissedebilir.
Yumurtaların toplanması yumurtalıklara zarar verir mi?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Yumurtaların toplanması işlemi güvenli bir işlemdir fakat işlemi yapan kişilerin bu konuda deneyimli olması gerekir. İğnenin damara girmesi veya bağırsak dokusunu zedelemesi son derece nadir görülen komplikasyonlardır. Yumurta toplama işlem yumurtalıklara zarar vermez.
Embryolar nasıl ve ne zaman transfer edilir?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Embryo olarak adlandırılan döllenen yumurtalar yumurta toplama işleminden iki veya üç gün sonra anne adayının rahmine transfer edilir. Bu dönemde embryolar genellikle 4-8 hücrelidir. Embryolar bu işlem için özel olarak üretilmiş transfer kateteri olarak adlandırılan ince bir tüp ile rahme transfer edilir.
Embryo transferi anne adayı için oldukça basit ve ağrısız bir işlemdir. Embryolar katetere alınarak rahim ağzı temizlendikten sonra genellikle karından yapılan ultrasonografi eşliğinde vajinal yoldan rahim içine bırakılır. Anne adayının yaşına ve elde edilen embryoların kalitesine göre transfer edilecek embryo sayısı belirlenir.
Transfer edilecek embriyo sayısı ne olmalıdır?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Embriyo transferlerinden kaynaklanan çoğul gebelikler anne ve çocuk sağlığını olumsuz etkilemektedir. Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik uyarınca Türkiye’de transfer edilecek embriyo sayısı üçle sınırlandırılmıştır. Yeni yönetmeliğe göre sadece yaş faktörü, embriyo kalitesi ve benzeri tıbbi zorunluluk hallerinde üçten fazla embriyo transferine izin verilmektedir.
Embryo transferinden sonra ne kadar dinlenmek gerekir ?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Embryo transferinden sonra en az 10 dakika uzanmanın gebelik ihtimalini arttırdığı rapor edilmektedir. Transfer işleminin yapıldığı günün ertesinde kişi günlük yaşamına dönebilir ve çalışmaya başlayabilir. Embryo transferinden sonra spor gibi ağır aktivitelerden kaçınılması yeterlidir.
Embryo transferinden sonra ilaç kullanmak gerekir mi?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Embryo transferinden sonra oluşması beklenengebeliği desteklemek amacı ile progesteron hormonu kullanılır. Günümüzde tercih edilen, bu hormon prepatlarının (progestan, crinone) vajinal yoldan kullanılmasıdır.
Hamilelik testi ne zaman yapılır?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Transfer işleminden sonra 10. günde kanda b-HCG hormonunun düzeyi belirlenerek gebeliğin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilir. Kanda gebelik tespit edildikten iki hafta sonra ulasonografik inceleme ile gebelik kesesi görülür.
Tüp bebek uygulamalarından sonra çoğul gebelik ihtimali nedir?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Doğal olarak elde edilen gebeliklerde %1 olan çoğul gebelik ihtimali yardımcı üreme teknikleri ile elde edilen gebeliklerde %24 civarındadır.
Tüp bebek uygulamalarından sonra dış gebelik olabilir mi?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Tüp bebek uygulamalarından sonra dış gebelik görülme ihtimali %2-5’dir. arasında değişmektedirTüp bebek uygulamasında bebeğin cinsiyeti seçilebilir mi?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Yumurtayı dölleyen spermin taşıdığı seks kromozomu bebeğin cinsiyetini belirler. Döllenen ebmryolardan biyopsi ile alınan parçalar incelenerek bebeğin cinsiyeti belirlenebilir. Bu yöntem cinsiyete bağlı genetik hastalık taşıyan çiftlere uygulanabilir.
Embryo dondurma işlemi nedir, nasıl yapılır?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Anne adayına yeteri sayıda embryo transfer edildikten sonra artan embryolar dondurularak daha sonra transfer edilmek üzere saklanır. Embryolar kriyoprotektan adı verilen özel koruyucu solüsyonlar ile karıştırıldıktan sonra sıvı nitrojen tankları içinde saklanır.
Tüp bebek uygulaması kaç defa yapılabilir?
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu: Uygulamalar arasında 2-3 ay geçtiği takdirde çift çocuk sahibi olana kadar tüp bebek uygulaması yapılabilir.

KAYNAK: bebek.com


Etiketler :, , , , , , , , , , , , , , ,

Gebelikte Oruç

admin - 16 Ağustos 2010

Bebeklerine sağlamakla yükümlü olan gebeler ihtiyaç duydukları fazladan kalori nedeniyle daha sık acıkırlar. Bu nedenle gebelerin 3- 4 saatte bir düşmeye eğilimli kan şekerlerini sabit halde tutmak için küçük öğünler alması önerilir. Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Suadiye Tıp Merkezi’nden Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mete Bostancı, uzun süren açlık ve susuzluğun gebelerde yarattığı etkiler konusunda bilgi verdi.

Bebek için en büyük tehlike, ileride nörolojik ve psikolojik gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilecek keton adı verilen bir maddenin uzun süren açlık ve susuzluk sırasında kanda artışıdır. Hem anneye hem de bebeğe zararlı olabilecek ketonlar, uzun süren açlıklarda vücudun şeker deposunun tükenmesi ve hücrelerin enerji gereksinimi için yağların yakılması sonucu ortaya çıkar. 1995 yılında American Journal of Obstetrics and Gynecology dergisinde Rizzo ve arkadaşları tarafından yayınlanan bir çalışma, kontrol edilemeyen diyabet ve uzun süreli açlık gibi durumlarda kanda oluşan yüksek keton oranlarının ileride bebeklerin beyin ve psikolojik fonksiyonlarında bozukluğa neden olduğunu ortaya koyuyor.

Vücudun uzun süre sıvısız kalması da gebelerde soruna yol açabilir. Gebelerde damarlarda dönen kan ve sıvı miktarı çok artar. Bu kan ve sıvı miktarını koruyabilmek için gebelerin günde en az üç litre civarında sıvı almaları gerekir. Sıvı azalması durumunda kan basıncı düşer, plasentaya (bebeğin eşi) ve dolayısıyla bebeğe giden kan akımı azalır. Bunun sonucunda bebeğin oksijen alımı ideal oranların altına düşebilir.

Özetle, oruç tutmak isteyen hamile kadınların orucu, hamileliğin sonunda kaza orucu şeklinde tutmaları hem kendileri hem de bebek açısından çok daha olumlu olacaktır. Oruç tutmak isteyen gebelerin ise mutlaka hekimlerine başvurmaları gerekir.
 Kaynak: akıllı bebek.com


Etiketler :, , , , ,

Copyright © 2009 Online Bebek. bebek